TÜRKİYE’DE ROBOTLAR ve SAYILARLA GELECEK: GENEL BİR BAKIŞ
- Mert Eskinat
- 15 Mar
- 4 dakikada okunur
Otomasyon ve robotik, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Türkiye’de de köklü bir dönüşümü tetikliyor. Bundan beş yıl önce “geleceğin teknolojisi” gözüyle bakılan robotlar, bugün hem üretim hatlarında hem de hizmet sektöründe sıkça boy gösteriyor. Peki, işin rakamsal boyutu nedir? Ülkemizde kaç robot var, hangi sektörler yatırım yapıyor ve gelecek projeksiyonları neyi gösteriyor? İşte sayılarla Türkiye’nin robotik yolculuğu:

1) RAKAMLARLA MEVCUT DURUM
Endüstriyel Robot Sayısı: Uluslararası Robot Federasyonu (IFR) verilerine göre, 2022 sonu itibarıyla Türkiye’de aktif kullanılan endüstriyel robot sayısı 22.735 düzeyindeydi. Bu sayı, dünyadaki toplamın hâlâ küçük bir kısmı olsa da, son 5 yılda %70’in üzerinde bir artış yaşandığı göze çarpıyor.
Robot Yoğunluğu (Robot Density): Dünyada genellikle “10 bin çalışan başına robot sayısı” metrik olarak kullanılır. Türkiye’de bu oran üretim genelinde 45 robot/10 bin çalışan iken, otomotiv sektöründe 344 robot/10 bin çalışan gibi oldukça yüksek bir seviyeye ulaşıyor. Karşılaştırma için, Güney Kore’de bu rakam 920 civarında; yani hala kat edilecek mesafe var.
Büyüme Oranı: IFR, 2025’e kadar endüstriyel robot pazarının Türkiye’de her yıl ortalama %12–15 civarında büyümesini bekliyor. Özellikle kolaboratif robotlar (cobot) ve mobil robotlar bu artışı sürükleyen ana faktörlerden.
2) SEKTÖREL GÖRÜNÜM
Otomotiv Sektörü: Ülkemizde robotların en yoğun olduğu alan. Özellikle kaynak, boyama, montaj gibi süreçler otomasyonda başı çekiyor. Bursa, Kocaeli ve Sakarya gibi otomotiv kümelenmelerinin bulunduğu şehirler robot kullanımını hızla artırıyor.
Beyaz Eşya ve Elektronik: Üretim hatlarında işçilik maliyetini azaltmak ve kaliteyi artırmak için robotik yatırımlar artıyor. Esnek üretim hatlarının kurulması, COBİ’lerin bile robotik sistemlere yatırım yapmasına olanak tanıyor.
Hizmet Sektörü: Son dönemde robot garson, robot resepsiyonist, restoran otomasyonu gibi örnekler yaygınlaştı. Henüz sayı olarak endüstriyel robotlar kadar yüksek olmasa da kafeterya, AVM ve oteller bu akımı benimsiyor.
Lojistik ve E-ticaret: Depo otomasyonu, AGV/AMR (otonom mobil robot) sistemlerinin hem büyük e-ticaret şirketlerinde hem de orta ölçekli lojistik merkezlerinde yer bulması bekleniyor. 2023 itibarıyla, toplam depo robotu sayısının tahmini 1.500–2.000 aralığında olduğu öngörülüyor.
Tarım ve Gıda: Drone ile ilaçlama, otonom traktör gibi uygulamalar henüz pilot aşamada. Buna rağmen büyük ölçekli çiftliklerde bazı projeler devrede. Tarım makineleri imalatı yapan firmalar, robotik çözümlere yönelik Ar-Ge’ye başladı.
3) GELECEK PROJEKSİYONLARI (Rakamlarla)
2025 Öngörüsü: IFR, 2025 yılına kadar Türkiye’de endüstriyel robot stokunun 40 bin seviyesini aşabileceğini tahmin ediyor. Bu, bugünkü rakamın neredeyse iki katı. Hizmet robotları da (garson, güvenlik, rehber, temizlik vb.) bu sürede beş haneli rakamlara ulaşabilir.
Yapay Zeka Entegrasyonu: Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre, yapay zekâ ve robotik entegrasyonunun iş gücü piyasasında küresel ölçekte 85 milyon mevcut işin dönüşmesine neden olacağı, ancak 97 milyon yeni iş yaratabileceği belirtiliyor. Türkiye özelinde de, McKinsey analizleri 2030’a kadar “kaybolacak meslek” ve “açılacak yeni meslek” toplamlarının milyonlar seviyesinde olacağını öngörüyor.
Rekabet ve Maliyetler: Robotik sistemlerin birim maliyetinde, özellikle mobil robotlar ve kolaboratif robotlar tarafında her 2-3 yılda bir %10–%15 düşüş gözlemleniyor. Bu eğilim devam ederse, COBİ seviyesinde otomasyon daha ulaşılabilir olacak ve robot popülasyonu katlanarak artacak.
4) YERLİ YATIRIM ve AR-GE
Akınrobotics, Altınay, Tezmaksan: Üçü de Türkiye’de yerli robot ve otomasyon sistemleri geliştirmek için büyük yatırım yapan firmalardan. Konya merkezli Akınrobotics servis ve insansı robotlarıyla, Altınay Robot Teknolojileri endüstriyel çözümleriyle, Tezmaksan ise CNC tezgâh ve robot entegrasyonuyla öne çıkıyor.
Devlet Destekleri: TÜBİTAK TEYDEB programları, KOSGEB Ar-Ge destekleri ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı projeleriyle, robot teknolojileri yerli üretimini teşvik ediyor. 2023’te hayata geçen “Gelişmiş Robotik Hamlesi” projesi, endüstriyel robot aktüatörleri ve kontrol ünitelerinde yerlilik oranını artırmayı hedefliyor.
Üniversite-Kamu-Sanayi İş Birliği: Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ vb. üniversitelerde robotik laboratuvarlar bulunuyor. Özellikle savunma alanındaki insansız kara aracı (İKA) projelerinde ASELSAN, HAVELSAN gibi dev firmalar üniversitelerle birlikte çalışıyor.
5) EKONOMİK ve İSTİHDAM ETKİLERİ
İşgücü Dönüşümü: Üretim bandında düşük katma değerli rutin işleri robotlar devralırken, insan çalışanlar ya daha nitelikli rollere kayacak ya da işten çıkma riskiyle karşılaşacak. Kısa vadede zorluk yaşansa da uzun vadede “robot bakımı, programlama ve işletme” gibi yeni meslekler doğacaktır.
Verimlilik ve Rekabet Gücü: Robotların kullanımı verimliliği artırarak Türkiye’nin üretim, ihracat ve rekabet gücünü yükseltebilir. Organize sanayi bölgelerinde hızlı robotik entegrasyon, ihracat rakamlarına pozitif yansıyabilir.
Girişim Potansiyeli: Teknoloji üretim ekosistemi genişlediği için robotik start-up sayısında artış var. Tarım dronları, lojistik AGV’ler, servis robotları vb. dikeylerde faaliyet gösteren girişimciler, global pazara da açılma şansı yakalıyor.
6) BAKIŞ AÇISI ve SONUÇ
Mevcut tabloda Türkiye’nin robotik serüveni, her 3–5 yılda bir yeni bir sıçrama yapmaya aday görünüyor:
Kısa Vadede (1–3 Yıl):
KOBİ’lerin robotik yatırımları artabilir.
Hizmet robotları (garson, güvenlik, temizlik) pilot uygulamaları çoğalır.
Yerli firmaların (Akınrobotics, Altınay) ürünleri seri üretim/ihraç aşamasına geçebilir.
Orta Vadede (5–7 Yıl):
Robot yoğunluğu (robot density) 100’ü aşabilir, özellikle otomotiv dışında sektörlerde yaygınlaşma görülür.
Robot-as-a-Service (RaaS) modeli oturur, kiralama platformları gelişir.
İnsansı robotların (humanoid) prototip seviyesinden kurumsal kullanım seviyesine geçişi gerçekleşebilir.
Uzun Vadede (10 Yıl ve Ötesi):
Tarım, savunma, bakım, perakende, lojistik gibi sektörlerde tamamen otonom iş akışları yaygınlaşabilir.
Hem iş gücü dönüşümünü tamamlayan hem de robotik AR-GE’de güçlü bir ekosistem kuran Türkiye, bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi haline gelebilir.
SON SÖZ
Robotlarla alakalı sayılar bize Türkiye’nin potansiyelini ve fırsatlarını net gösteriyor. Gerek endüstriyel robot kullanımının hızla artması, gerek servis/hizmet robotlarına yönelik ilgi, geleceğin sanıldığından daha yakında olduğuna işaret. Fabrikalardan restoranlara, tarımdan lojistiğe kadar her alanda tekrarlı, yorucu ve tehlikeli işleri robotlara bırakma eğilimi sürecek. Bu dönüşüm, büyük bir pazar oluştururken, iş gücü profilini de kökten değiştirecek.
Kısacası, rakamlar robot çağının Türkiye’de de her yıl ivme kazandığını söylüyor. Hem kısa hem de uzun vadede, teknolojiye yatırım yapan işletmeler rekabette bir adım öne çıkarken, robotik Ar-Ge’de söz sahibi olan ülkeler de küresel yarışta avantaj elde edecek. Yeni dönemi kaçırmamak ise, doğru strateji ve yenilikçi bakış gerektiriyor.
Comments